 |
Ana menü |
 |
|
 |
Istanbul a bakis |
 |
|
 |
Yeni Şiirler |
 |
|
 |
Namaz vakitleri |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
Ülkücüler Oniki Eylül ü Anlatiyor Çikti
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Fikir platformu
| Yeni Konular |
Gönderen |
İzlenme |
Cevap |
Son Gönderen |
|---|
Serbest Kürsü (Son Mesaj) |
|
|
Genel Başkanımız Say ... |
|
112 |
8 |
dagistan 20. 08. 2008 - Saat 00:00:14 |
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin basın açıklaması |
 Moderatör
dagistan |
Nedendir bilmem camiamizda tabani suclama, her turlu eksige, yanlisa sebeb suclu taban gosterilmekte. Her sorulan suale cevab taban soyle yapmiyor, okumuyor. Elbetde taban belli bir noktaya kadar mantiksizliga varana kadar ses cikarmaz. Fakat nereye kadar?
Ulkemizin 70%'i milliyetci bu orani hem ic hem uzmanlar kabul eder. Ne yazikki bu 70%'e ulasip iletisim kurup tek gayesi milletimizi layik oldugu yere cikarmak olan MHP'imize oy attiramiyoruz, hic degilse tabanimiza sahip cikalim.
Tabanimizin eksikleri yanlislari varsa bu eksikleri yanlislari nasil duzeltiriz diye cozum uretsek daha faydali olmazmi? _________________ |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Serbest Kürsü (Son Mesaj) |
|
|
BİR HABER, ÜLKÜCÜLER ... |
|
118 |
10 |
ESKiTUFEK 18. 08. 2008 - Saat 23:27:48 |
BİR HABER, ÜLKÜCÜLER VE 12 EYLÜL TERÖRÜ |
 Usta kalem
ESKiTUFEK |
Sevgili Ülküdaşlarım.
Bazı ülküdaşlarımın ülkücülere ve ülkülerine düşman olan birtakım medya paçavralarının "Ülkücülerin 12 Eylül öncesi kullanıldığı" yönündeki zırvalarına gösterdikleri haklı tepkiye katılmamak mümkün değildir. Ancak; bu tepkiyi verirken, "12 Eylül Öncesinde Ülkücü Hareket içine sızmağa çalışan, hatta sızan ve birtakım başka amaçlar için bu son derece dinamik hareketi manüpile etmek isteyenler kesinlikle OLMAMIŞTIR." diye bir sonuca varmak da biz yanlış yerlere götürür. Bazı şeyleri anlamamızı güçleştirir.
Ne demek istiyorum?
Şunu demek istiyorum ki; Rahmetli Cennetmekan Başbuğumuzun 12 Eylül öncesinde sık sık "Sakın ola ki, provakayonlara gelmeyiniz! Teşkilatınızın, Partinizin ve Liderinizin söylemleri ve bilgisi dışında bir takım kışkırtmaların avı olmayınız..." mealinde yüzlerce demeç ve konuşması NEDEN YAPILMIŞTIR?
1960 Yılına kadar çok Başarılı Kurmay bir subay, 1960 İhtilalinde Devletin en üst düzeyinde yönetici, 1963 sonrası yeniden hapishanelerde sorgulanan bir mücadele insanı ve nihayet kelle koltuğunda olarak bu milletin varoluş mücadelesinin liderliğini yapan KUTLU ve BİLGE bir insan sırf laf olsun diye mi bu uyarılarını sık sık tekrarlamak lüzumunu hissetmiştir?
Rahmetli Başbuğumuz bu davaya gönül vermiş binlerce ülkücü vatan evladını birtakım soysuz insanların iğrenç emellerine alet olmaktan kurtarabilmek için bütün gücüyle çırpınıp durmuştur.
Böylesine dinamik ve inanç dolu insanların olduğu bir topluluk, her zaman bulanık suda balık avlamak isteyen soysuzlar için bulunmayacak bir fırsattır. Rahmetli Başbuğumuz bu gerçeğin çok açık bir biçimde farkına varmış ve ülkücü Türk gençliğinin birtakım sefil emellere alet edilmesinin önünde adeta set olmuştur.
Benzeri bir takım oyunların baş aktörleri, son 2-3 senedir yeniden ve bütün acımasızlığı ile yine Ülkücü Türk Gençliğini kendilerine AV alanı olarak seçmiş görünüyorlar..!
Ülkemiz üzerinde haince tezgahlanmakta olan Bölücü Terörü BİR İÇ BOĞAZLAŞMA HALİNE GETİRMEK İSTEYENLER, Kuvvay-i Milliye, Ulusal Güçbirliği v.s. adı altında kurdukları birtakım derneklere özellikle ülkücüleri derc etmek için akla hayale gelmedik tezgahları bütün acımasızlığı ile sergilediler...
Bu derneklere anlı şanlı törenlerle ÜYELİK KAYDI YAPTIRMIŞ OLAN BAZILARI ORGENERAL RÜTBESİNDEKİ ASKER ESKİLERİ, 3 gün sonra ve GİZLİCE NOTER ARACILIĞI İLE DERNEĞE GÖNDERDİKLERİ İSTİFA MEKTUPLARI İLE bu derneklerden AYRILDILAR!!!!! NEDEN?
Bu oyunun amacı ne idi? Bu insanların derneklerine girişini bazı gazetelerin manşetlerinde duyuran bu dernekler, neden ayrılış ya da istifalarını GİZLEDİLER?
Bu günlerde, Bizlerin kutsalımız olan ERGENEKON'u bile SÜFLİ EMELLERİNE alet ettikleri ortaya çıkan bir takım KOMONOST ESKİLERİNİN, bu tip oyunlar ile nerelere varmak istediklerini Sağduyu ve Ülkücü duyarlılığı ile HER ÜLKÜDAŞIM SÜKÜNETLE DEĞERLENDİRMELİDİR...
Bizler her "LİDER-TEŞKİLAT-DOKTRİN" dediğimizde; bizi Sayın BAHÇELİ'nin yağdanlığı olmakla acımasızca suçlayanlar, bir an dursun ve bizim ne dediğimizi anlamaya çalışsınlar... 12 EYLÜL öncesi o ortamın yani ateşin, barutun, hapisliğin, ipin gölgesinin, çilenin, kan ve gözyaşının içinden çıkarak bu günlere (şanslı olduğu için) erişmiş olan ağabeylerinin NİYE BU KADAR ISRARLA kendilerinin ÖFKE ve İNFİALLERİNE DİZGİN OLMAYA ÇALIŞTIKLARINI BİR KEZ OLSUN ANLAMAYI DENESİNLER...
Bizler Ülkücüleri Hapishanelerde, Darağaçlarında, Omuzlarımızın üzerinde veya yakınlarını hapishanelerin önünde bekleşirken GÖRMEK İSTEMİYORUZ.
Bizler, Rahmetli Başbuğumuzun "Bizim Hareketimiz salt bir siyasal hareket değil, aynı zamanda bir kadro hareketidir." düsturunun gereği olarak, Ülkücüleri Subay, Hakim, Avukat, Bürokrat, Sanayici, Akademisyen, İşadamı, Sendikacı, Sivil Toplum Örgütü Yöneticisi, Yerel Yönetici gibi Türk Devletinin YAPI TAŞLARI OLARAK GÖRMEK İSTİYORUZ.
ANCAK O ZAMAN HEM İKTİDAR, HEM DE MUKTEDİR OLABİLİRİZ. AKSİ HALDE "HEM MİLLİ DEVLET, HEM DE GÜÇLÜ İKTİDAR" HAYAL OLMAKTAN ÖTEYE GİDEMEZ...
Meramımız budur... Onun için diyoruz ki; "Tarih tekerrürden ibarettir diyorlar... Hiç ibret alınsaydı tekerrür edermiydi?"
Umarım anlatmak istediklerimi anlatabilmişimdir...
Hz.Allah (C.C) tüm ülküdaşlarımın yar ve yardımcısı olsun.
saygı ve sevgilerimle... _________________Ne Mutlu TÜRK'üm, Elhamdülillah MÜSLÜMANIM. |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Serbest Kürsü (Son Mesaj) |
|
|
UNUTULAN SOYKIRIM : ... |
|
25 |
0 |
usta66 18. 08. 2008 - Saat 21:20:52 |
UNUTULAN SOYKIRIM : BATI ANADOLU'DA YUNAN MEZALİMİ |
 istekli
usta66 |
Osmanlı Devleti'nin 30 Ekim 1918 tarihinde imzalamak zorunda kaldığı Mondros Mütarekesi'ni takip eden günlerde Rumlar, başta İstanbul olmak üzere Ege, Rumeli ve Doğu Karadeniz'deki taşkınlıklar yaparak Türkleri taciz etmekteydiler. 13 Kasım 1918'de aralarında Yunanlıların ünlü zırhlısı Averof'un da bulunduğu İtilâf devletleri filosunun İstanbul'a gelmesi, Rumları sevinçten çılgına çevirmiş, İstanbullu Ermenilerin de katıldıkları büyük taşkınlıklar bütün şehirde ve adalarda sabahlara kadar sürmüştü.
Bu arada Mondros Mütarekesinin 7. maddesi, İtilaf Devletlerine "güvenliklerini tehlikede gördükleri herhangi bir stratejik bölgeyi, asker çıkararak işgal etme yetkisini" veriyordu. Bu madde ile İtilaf Devletleri, "Biz şurada güvenliğimizi tehlikede görüyoruz" diyerek herhangi bir yeri işgal etme yetkisini ellerinde tutuyorlardı. Nitekim, böyle bir gerekçe mevcut olmadığı halde, İngiliz temsilcisi olan Amiral Calthorpe bu maddeye dayanarak Yunanlılara, İzmir'e asker çıkarma iznini vermiştir. Bu izin, hem İzmir ve Bursa'nın işgaline, hem de Yunanlıların, Anadolu illerine doğru sokulmalarına sebep ve başlangıç teşkil etmiştir. Yunan Efsun alaylarının Konak meydanına çıkışından hemen sonra, İzmir ve civarında yaşayan binlerce Rum'un, muzaffer ve kurtarıcı (!) Yunan askerlerini çılgınca alkışladıkları gün, sivil Türk ve Müslüman halka karşı silahlı saldırılar da başlamıştı. Zira o ünlü 7. madde uyarınca meydanlar artık Yunanlılarındı.
Yunanlıların Anadolu'nun Ege kıyılarını işgal ettikten sonra ileri harekâta devam ederek ele geçirmiş oldukları Trakya ve Anadolu'nun iç kesimlerinde yaşayan silâhsız ve savunmasız Türk halkına karşı yapmış oldukları vahşet ve zulümler dünya zulüm tarihine belgelerle geçmiştir. Olayların gelişmesine, vahşet ve cinayetlere bakılırsa, Yunanlıların amaçlarının, ele geçirmiş oldukları Türk topraklarında tek bir Müslüman kalmayacak şekilde katlederek soykırım gerçekleştirmek niyetinde oldukları anlaşılmaktadır.
Yunanlıların soykırım amaçlı girişimlerinde İtilâf Devletlerinin de katkıları olduğunu gözardı edemeyiz. Yunanlılar Mondros Mütârekesi'nin öngördüğü şartların oluştuğu bahanesiyle özellikle İngilizlerin tahrik ve kışkırtmasıyla hareket ederek Türkler üzerinde soykırım uygulamaya başlamışlardır. Türklere karşı acımasız bir mücadele içerisine giren Yunanlılar, teşkil ettikleri ve devlet tarafından da desteklenen çeteler vasıtasıyla katliâm ve tecâvüz hareketlerine girişmişlerdir.
Yunanlıların gerek Anadolu'da gerekse Trakya'da Müslüman Türk ahaliye karşı yaptıkları zulümleri ve akla hayale gelmeyene korkunç işkenceleri tarih şimdiye kadar hiç kaydetmemiştir. İşgal ettikleri yerlerde Müslüman halka akıllarına gelen en kötü işkenceleri yapmışlar, zulümleriyle sadizme varan davranışlar sergilemişlerdir. Bu işkenceleri görmek ve hatta işitmek bile en soğuk kanlı insanın bile tüylerini ürpertecek derecede korkunçtur. Yunanlılar işgal ettikleri her yerde halkın mallarını gasp ve yağma ettikleri gibi, sahiplerini de kendilerinin icat ettiği işkencelerle öldürüyorlardı. Bu zulümleri aşağıdaki şekliyle maddelemek mümkündür:
1- İnsanları diri diri ateşe atmak,
2- Ahaliyi topluca veya teker teker sopa ile, telefon telinden yapılmış kayışlarla dövmek,
3- Baş aşağı asarak, ağzından kan gelinceye kadar dövmek,
4- Yine baş aşağı asarak altında ateş yakarak dumanla boğmak,
5- Ellerini kollarını bağladıkları kadınların, kilotlarının içine kedi koyarak işkence yapmak,
6- Köy, kasaba ve orman yakmak,
7- Köylülerin ekinlerini yakmak,
8- Cami ve mescitleri tahrip etmek,
9- Yağmaladıkları eşyalardan kalanları yakmak,
10- Yakaladıkları kadınların ırzlarına geçmek.
Trakya, Marmara, Ege ve iç Anadolu'da izlemiş olduğumuz Yunan vahşet ve cinayetleri hemen her yerde aynı tarz ve sistemde plânlı ve Yunan üst makamlarınca verilen emirlere uygun olarak yapılmıştır.
Başından beri izlenilen Yunan vahşet ve zulümlerin bir analizi yapıldığında bütün işgal bölgelerinde işlenen vahşet, zulüm ve cinayetleri dört başlık altında toplamak mümkündür.
1- Gasp ve yağma
2- Irz, namus ve mukaddesata saldırı
3- Yakma ve yıkma
4- İşkence ve katliam
1- Gasp, Yağma ve Hırsızlık
Yunan birlikleri işgal ettikleri bir yerde ilkönce halkın elinde bulunan ulaşım araçlarını ve hayvanlarını gasp ediyorlardı. Bundan sonra evleri basıp, kendi işlerine yarayacak halı, kilim, ziynet eşyası ne varsa halkın elinden zorla alıyorlardı. Karşı koyanlar en ağır şekilde işkence ediliyor, bir çoğu da öldürülüyordu. Mağaza ve dükkanlarda Yunan baskınından nasibini alıyordu. Halkın aç kalacağını düşünmeden ellerindeki bütün yiyecek maddelerini, zahirelerini ve hayvanlarını alıyorlardı. Bundan sonra işlerine yaramayacak olanları, yakıp yıkarak kullanılmaz hale getiriyorlardı.
Yunanlılar işgal ettikleri her yerde muhakkak gasp ve hırsızlık yapıyorlardı. Hırsızlık adeta Yunanlıların resmi sıfatı durumundaydı. Sadece resmi raporlara geçen maddi kayıplar bile trilyonlara varacak değere sahiptir. Burada sayıları binleri bulan hırsızlık, gasp ve yağma faaliyetlerinden bir kısmını vermekle yetineceğiz. Sadece verilen bu örnekler bile Yunanlıların bu konudaki alçaklığını meydana koymaya yeterde artar bile. Karşılaşılan bu olaylar neredeyse her Yunan askerini hırsız konumuna sokmaktadır. Çünkü işgal edilen hiç bir yer yoktur ki, orada küçük bile olsa, bir hırsızlık vakası olmamış olsun.
2- Irz, Namus ve Mukaddesata Saldırı
Yunanlılar özellikle dini bayramlar esnasında evlerde silah aramak bahanesiyle ve halk teravih namazında iken baskın yaparak namaz kılmalarını engellemişlerdir. Bayram namazı esnasında bazı yerlerde camileri ahır, süprüntü yeri yapmışlardır. Yunanlılar, işgalleri altında bulundurdukları yerlerde müftülük ve İslam cemaati işlerine karışarak, kendi emellerine alet olabilecek ehliyetsiz kişileri seçmişlerdir. Halbuki Rum patrikhaneleri Fatih Sultan Mehmet zamanından beri mutlak bir serbestliğe sahipti. Henüz dünyanın hiç bir yerinde yabancı din ve mezheplere izin verilmediği bir dönemde, Türkler gerek Rumlara ve gerekse diğer milletten olanlara dini tolerans tanınmıştı. Yunanlar bir çok müftüyü görevinden uzaklaştırmışlar, bir çoğunu da hapsetmişlerdi
3- Yakma ve Yıkma
Yunanlılar işgal ettikleri yerde ilkönce halka işkence yapıyorlardı. Yapılan vahşet ve işkencelerin, soygun ve tecavüz safhası geçtikten sonra yapacakları tek bir şey kalıyordu. O da evi, köyü, kent ve kasabayı ateşe vermekti. Nitekim bu düşünce ile gerek Anadolu'da gerekse Trakya'da bir çok ev, işyeri hatta bütün köy yakılmıştır. Yunanlıların özel olarak, yakmak ve yıkma için yetiştirilmiş birlikleri vardı. Bunlar özel silah ve teçhizatla donatılmış, üniformalarında kırmızı bantlar taşıyan askerlerden oluşan birliklerdi. (1)
Yunanlıların yangın çıkarmadaki amaçlarından birisi de ruhlarında varolan vahşet duygusunun sesine kulak vererek, köyü içinde barınan halkı birlikte yakıp katliam gerçekleştirmekti. Bunu için de çeşitli yerlerde görüldüğü üzere yangın mahalline hakim noktalara, giriş çıkış yollarına silahlı nöbetçiler konularak, yangından kaçmaya veyahut eşyalarını kurtarmaya çalışan halkı öldürmek veya tekrar yanan evlere sokarak onunla birlikte diri diri yakmaktaydılar.
4- İşkence ve Katliam
İşkence arzusu, Yunan askerleriyle Rum ve Ermeni çetelerinin ilkel ve vahşî arzu ve duygularıdır. Öldürmeye kastettikleri kimseyi önceden çeşitli şekillerde işkenceye tâbi tuttukları gibi öldürdükten sonra da, parçalama, organlarını kesme, koparma veya ağaçlara asma gibi insan dışı davranışlarıyla, nereden geldiğini kendilerinin de cevaplayamayacakları bir çeşit kin ve garez duygularıyla yapıyorlardı.
Hiçbir suçu olmayan tarlasında çalışan veya köyden kente gelen zavallı Türk halkını keyif için öldürüyorlardı. Öldürdükleri hamile kadınların karınlarını süngüyle yarıp, masum ceninleri çıkardıktan sonra parçalıyorlardı. Bütün bu günahsız insanların onlar nazarında bir tek suçu vardı "Müslüman olmak ve Türk kanını taşımak."
Prof. Dr. Metin Ayışığı _________________TÜRKLÜK BEDENİMİZ.
İSLAMİYET RUHUMUZDUR. |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Ülkücü Sehitlerimiz (Son Mesaj) |
|
|
Yaşatmak İçin Can Ve ... |
|
41 |
2 |
uluhakan 18. 08. 2008 - Saat 11:17:16 |
Yaşatmak İçin Can Verenler , Hüseyin Kurumahmutoğlu ... |
 istekli
uluhakan |
İzimiz olacak hep onun izi,
Ne desem nafile bu imiş yazı
Bu dünyada yarım kalan namazı
Cennet-i Ala ‘da kıldı Hüseyin
Muradı Firdevs’te aldı Hüseyin.
Hak yolda yürüdü Hak yolda gitti
Hak yolda bir ömür böylece bitti.
Çiçeği burnunda babayiğitti
Ülkü bahçesinde güldü Hüseyin
Soldu Ülküdaşım soldu Hüseyin.
Hüseyin’de ne can ne nefes kaldı
Geriye bir ülkü bir heves kaldı.
Bir kanlı seccade bir de fes kaldı
Arif’i acıya saldı Hüseyin.
Öldü Ülküdaşım öldü Hüseyin.
Nasıl öldü dedim nasıl ben ona
Hüseyinler ölmez, Şehitler ölmez.
Öldü denilmezmiş şehit olana
Hüseyinler ölmez, Şehitler ölmez.
Onlar yaşar amma zordur görmesi,
O kanlı seccade, o kanlı fesi,
İşte işareti işte belgesi
Hüseyinler ölmez, Şehitler ölmez.
Esas ölü onun kanına giren,
Kıldığı namazı ona çok gören,
Esas ölü onlar onlar geberen
Hüseyinler ölmez, Şehitler ölmez.
Ve siz.Ey vicdanı katı olanalar,
Vatanın kan emen biti olanlar
Her devrin köpeği iti olanlar
Hüseyinler ölmez, Şehitler ölmez.
Ozan Arif
tüm şehitlerimize selam olsun. unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.
|
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Serbest Kürsü (Son Mesaj) |
|
|
MARMARA 15-17 AGUSTO ... |
|
20 |
0 |
kozenir 18. 08. 2008 - Saat 10:20:42 |
MARMARA 15-17 AGUSTOSTA LİDER GÖRDÜ… |
 Gönül Eri
kozenir |
MARMARA 15-17 AGUSTOSTA LİDER GÖRDÜ…
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Dr Devlet Bahçeli 15-17 Ağustos Marmara Bölge gezisine İstanbul’dan start verdi.İl Milletvekilleri ve Genel Başkan Yardımcılarından oluşan heyetle Bakırköy - Yeşilköy Wow Otelde İstanbullularla buluşan Bahçeli,teşkilat mensuplarına Türkiye’nin siyasi gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu.
Ülkü Ocakları genel başkanı Harun Öztürk, İl Ocak başkanı Yüksel Kaleci, MHP İlçe Başkanları, İstanbul milletvekilleri, Meral Akşener, Ümit Şafak, Ali Torlak, Atilla Kaya,Mithat Melen Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez, Konya Milletvekili Faruk Bal ,Osman Durmuş,Gürpınar Belediye Başkanı Velittin Küçük, Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Taytak’ın da hazır bulunduğu toplantı ,MHP İstanbul İl Başkanı İhsan Barutçu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Basına kapalı olarak devam eden toplantıda MHP Lideri Bahçeli teşkilat mensuplarıyla 3 saatten fazla sürede hitap etti.
İran Cumhurbaşkanının İstanbul programı olmasına rağmen, İstanbul’da kapatılan yolların salona bakıldığında İstanbullu Ülkücülere sirayet etmediği gözden kaçmaz bir detay olarak algılandığı salonun hınca hınç dolu olmasıyla aşikardı ..
Görüntüler:
Niyazi Paksoy
İhsan Barutçu, Genel başkan ve Meral Akşener
Yüksel Parlak
Osman Durmuş Arif Nazım
Arif Köroğlu Yahya Sarı
Nizamettin Coşkun Müjdat Öztürk
(beyin) Mahmut, Yusufiyeli Cengiz Cafer Yaylan
Selman Oran Osman Gür
Genel Başkan Devlet Bahçeli ve İhsan Barutçu..
Rezzan Kardeşler, Niyazi Paksoy ve Osman Durmuş..
Mustafa Nohut ve Atilla Kaya.
DOĞU BİZ BATI BİZ BİZ İSTANBULUZ
Nizamettin Coşkun ve Erdinç Balcı.
Haber : Yusufiyeli Cengiz Akyıldız
 _________________http://reklam yasak/ |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
| |
|
|
Konular: 4132 | Mesajlar: 16512 | İzlenme: 3426046 | Cevaplar: 12345 | Üyeler: 8524 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
|