iCRA KURULU:Dr.Baymirza HAYIT, Prof.Dr. Dursun YILDIRIM, Prof. Dr. Ahmet Bican ERCILASUN, Prof.Dr. Yumni SEZEN, Doçent. Cemal ZEHIR, Gaz. Yazr. Rasim EKSI HUKUK DANISMANLARI: Av. Izzet CEMIL FIDAN, Av.Ilker TURNA, Av. Ömer YESILYURT, Av. Hakki KURTULUS, Av. Mehmet TASDELEN... SITE SORUMLULARI:Genel sorumlu: Erhan ÖZTUNC, Teknik Sorumlu: Naci ERKOVAN, Halkla Iliskiler: Melih YILMAZ...
Erhan Öztunç
Turan kültür Vakfı Başkanı gazeteci-yazar Rasim Ekşi ile Karabağ’ı, Karabağ’daki son gelişmeleri ve Türkiye ile Azerbaycan’ın Karabağ politikasını konuştuk. Rasim Ekşi, hem Türkiye ve hem de Azerbaycan yönetiminin Karabağ’ı gözden çıkardığını, her iki Türk devletinin de meseleyi zamana yayarak unutturmak istediklerini söyledi.
Türkiye’nin Kıbrıs, Musul-Kerkük’ten sonra Karabağ meselesinde de Batılıların projelerini gündeme aldığını ifade eden Rasim Ekşi “Türkiye, 2002 yılından beri Kıbrıs’ta uyguladığı ver-kurtul politikasına ilaveten Musul ve Kerkük’te görmezden gel-kurtul, Karabağ konusunda ise, unuttur-kurtul politikası uyguluyor” dedi.
Türkiye’nin Ermenistan politikasının da Batı’nın (özellikle ABD ve Avrupa Birliği) istekleriyle şekillendiğini ifade eden Rasim Ekşi şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren uyguladığı bir dış politika var. Atatürk’ten miras kalmış: Yurtta sulh, cihanda sulh. Bu pasiflik anlamında değildir, milli menfaatleri gözetmeme anlamında hiç değildir. Burada verilen mesaj, hatta emir de diyebiliriz, milli menfaatlerimizi barışa zarar vermeden korumayı başarmaktır. Atatürk, barış uğruna milli meseleleri göz ardı etmiş olsaydı Hatay için yollara düşmez, adaları, Batı Trakya’yı ve Musul’u geri almanın planlarını yapmaz, Lozan’da tam istediğimiz noktaya getiremediğimiz Boğazlar Meselesini gündeme getirmezdi.
2002 yılından itibaren uygulamaya konulan politika ise çok başka istikamettedir. Milli meseleleri, milletin gözünden kaçırmayı esas almıştır. Avrupa Birliği ve ABD’nin tavsiyelerini direktif olarak kabul etmektir. Kıbrıs’ta “çözümsüzlük çözüm değildir” sloganı bize ait değildir. Washington’da Rumlarla birlikte hazırlanan Annan Planını incelediğimizde ortaya Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın “Enosis” (adanın Yunanistan’a verilmesi) çıktığını görürüz. Bunu bizim hükümetimiz can simidi gibi karşıladı. Açıkçası Avrupa Kıbrıs, Birliğine hediye edilmek istendi. Plan, adanın Yunanistan’a devrini zamana yaydığı için Rumlar, sabırsız davranarak, reddettiler. İktidar, adayı Rum-Yunan ikilisine vererek kurtulmayı başaramadı. Irak’ın işgalinden sonra Musul ve Kerkük’te yaşananları görmezden geliyor. Özellikle Musul’un ilçesi Telafer’de yaşanan soykırımı kamuoyundan gizlediler. Binlerce soydaşımız şehit edildi, binlercesi sürgün edildi. Şehir boşaltıldı. Bu gün Gazze için dünyaya meydan okuyanlar, Telafer’i görmediler bile. Karabağ’ı ise, unutturarak çözmek (!) istiyorlar. Bunun tarihi vebali vardır, milli vebali vardır. Türkiye’nin yeni Ermenistan politikasını tasvip etmek, kabul etmek mümkün değildir. Ermenistan’la ön şartsız görüşme aldatmacadır. Ermenistan Karabağ’ı terk etmeden, Türkiye üzerindeki hesaplarından vazgeçmeden masaya oturulamaz.”
Türkiye’nin dış politikasını, özellikle Kıbrıs, Musul-Kerkük (yani Irak Türkleri) ve Karabağ politikasını şiddetle eleştiren Rasim Ekşi’ye Azerbaycan’ı da sorduk ve şu cevabı aldık:
“Türkiye ile Azerbaycan kardeştir. Rahmetli Ebulfez Ellçibey, Türkiye ile Azerbaycan’ı bir tutuyordu. Atatürk, benim liderimdir, ben Atatürk’ün askeriyim diyordu. Petrolden büyük payın Türkiye’ye verilmesini istiyordu. Moskova’nın düzenlediği bir operasyon sonucu Cumhurbaşkanlığı makamını geçici olarak da olsa terk etmek zorunda kaldı. Sonraki gelişmeleri biliyorsunuz. Merhum Haydar Aliyev de tek millet, iki devletiz, diyordu. Öncelikle şunu vurgulayalım ki, biz Azerbaycan’ın sevincine seviniriz, üzüntüsüyle üzülürüz. Azerbaycan topraklarının yüzde 21’inin Ermenistan işgalinde olması ciğerimizi yakmaktadır. Gerçi bu oran da doğru değildir. Gerçek olan şudur ki, bugünkü Ermenistan da tarihi Türk topraklarında kurulmuştur. Takriben 50 sene önce Ermenistan’ın nüfusunun yarısını Türkler oluşturuyordu. Günümüzde Ermenistan’da bir tek Türk yoktur. Türkler, 1950’li yıllardan itibaren sistemli bir şekilde Ermenistan’dan ya soykırıma tabi tutulmuş veya sürgün edilmiştir. Karabağ da Sovyet-Rus yönetimi zamanında tedricen Ermenileştirilmiştir. Gerçekte Ermenilerin Karabağ’da hiçbir tarihi bağı yoktur. İlk Ermeni göçünün 1828 yılında İran’dan Karabağ’a geldiğini tarihi belgeler de ispatlıyor, Ermeniler de kabul ediyor.
Azerbaycan devletinin yanlış politikasının başında Ermenistan’dan kovulan Türklere hemen Vatandaşlık statüsü verilerek, uluslar arası politikada kullanabileceğimiz bir silahımızı kendi elimizle yok etmemiz olmuştur. Aliyevler, onların oyunu alabilmek için bu yanlış yola başvurmuşlardır. Halbuki, Azerbaycan’dan Ermenistan’a göç eden Ermeniler halen “göçmen” statüsündedir. Ermenistan, bu silahı bize karşı kullanmaktadır. Karabağ kaçkınlarının Azerbaycan’ın değişik vilayetlerinde yerleşik duruma getirilmesi, yavaş yavaş Karabağ’dan ümidini kesmelerine, kendi geleceklerini artık bulundukları şehirde aramaları kanaatinin yerleşmesine sebep olmaktadır. Özellikle Sayın İlham Aliyev’in Ermenistan’ın Devlet Başkanı Sarkisyan’la Moskova’da imzaladığı anlaşma son derece düşündürücüdür. İki devlet, aralarındaki meseleleri silah kullanmadan çözeceklerini imza altına almışlar. İşgalci Ermenistan içen mesele yok, zaten alacağını almış. Azerbaycan ise işgalciye bir nevi saldırmayacağı garantisini vermektedir. Rusya, açıkça Ermenistan’dan yana tavır almıştır. Anlaşmalara aykırı olarak Ermenistan7a silahlandırmaktadır. Rusya öncülüğünde kurulan ve dünya kamuoyunun yeni Varşova Paktı adını verdiği askeri anlaşma da Azerbaycan’ın aleyhinedir. Artık Azerbaycan’ın karşısında sadece Ermenistan değil, aynı zamanda Rusya ve diğer müttefikleri vardır. Türk dış politikası; Türk dış politikası derken hem Azerbaycan’ı ve hem de Türkiye’yi kast ediyorum, bu gelişmelere engel olamamıştır. Türk basını bu kötü gelişmeye de karartma uygulamıştır. Türk basınında çöreklenmiş olan ABD-AB yanlıları Washington’un karşısına yeni bir kuvvetin çıkmakta olmasından rahatsızlık duyarak değerlendirmeler yapmışlardır. Halbuki +asıl mesele Azerbaycan’ın karşı karşıya kaldığı tehdittir. Meselenin bu tarafı, gözden kaçırılmıştır.”
Degerli Erhan Agabeyim ve Rasim Eksi hocama tesekkür ediyorum. Cok önemli bir yazi olarak degerlendirdigim bu yazinin sitemizin fikir meydaninda devamli güncellenmesini ve ülküdaslarimizin okumasini temenni ediyorum.
Saygilarimla...
_________________ Yüce Şah-ı Nakşıbend, Nakkaş ve Nakış onda
Bütün içi dışıyle ölüme bakış onda.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız